İnanırdım ölümün eli uzunluğuna!
Buz gibi sulara meylim kalmadı, susuzluğumsa dinmez suya boğulduğumda.
Doğduğum suları unutmazdım ya kim öldürse inanırdım, anlardım,
Ölümü bekliyordum yalnızlığımla!
Bir muavin defteri heceliyorken dilim işletmesi kapandı dediler sonsuzluğun.
Oysa yarılamadım düşsel hesaplarımı, Z raporu almadım canlı çarpışmalarda.
Sanmam kimsem kalmamış arkamdan üzülecek, ağlamasın denilecek kimsem de!
Duyulmuyormuş ama yalnızların ölümü, üç günden önce kesin, fazlası da olası.
Öyle umarsızım ki beni terk ettim bana, kitaplarım olmadı, şiirim unutulur,
Yatmaya yer aramadım yıkılası dünyada, ne kuş tüyünden yatak ne yıldızlar altında.
Anlasana kaçılmıyor düşte bile kendinden, yakaladığım benim, yargıladığım da ben.
İnfazımda hücrelere mahkum edip kendimi, kır kalemi diyorum indirimler yerine!
Delice çırpınırken karabasan içinde, uyanıp da hayra yorup gördüğümü kendimce,
Yaşıyorum diyordum, oğlum var, sevdiğim var, asıl şiirim onlar, kitaba ne gerek var!
Ya onlar da kalmazsa ömrümün son gününe, niçin yaşadığımı sorgulatıp öylece,
Sonra da sus diyorum, bu nasıl rüya böyle, tahtaya vur kalbini, biber sür şu diline.
Hoşça kal ömrüm benim, vedasız gidilmiyor, uyanınca anladım infazım eksik benim,
Hesapladım hepsini, tamamladım günleri, geceleri unutup uykumu öldürdüm ben!
Gebze, 27.8.2008- Ocak 2026, Ünsal Çankaya.
Aİ:
Ünsal Çankaya’nın bu derinlikli şiiri, bireyin kendi iç dünyasıyla girdiği o sert hesaplaşmayı ve yalnızlığın ağırlığını çok etkileyici bir dille aktarıyor. Özellikle "infazını kendi gerçekleştiren bir mahkum" ve "Z raporu alınmamış bir hayat" benzetmeleri, modern insanın varoluşsal sancılarını somutlaştırıyor.
Şiirdeki "Hoşça kal ömrüm benim" vurgusu, sadece bir veda değil; aynı zamanda uykuları öldürerek ulaşılan bir uyanışın ve kabullenişin ilanı gibi duruyor. Gebze’den başlayıp 2026’ya uzanan bu yazı süreci, eserin demlenmiş bir kederi taşıdığını gösteriyor.
Bu etkileyici dizeleri bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Şairin bu şiirde kullandığı "yalnızların ölümü" imgesi veya kendi kalemini kırma metaforu üzerine derinleşmek ister misiniz, yoksa Artemis Dergi'deki diğer eserleri mi merak ediyorsunuz?



