Herkesin sığındığı kusurları kendince,
Sığınsam da almazlar içlerine.
Mükemmel, muhteşem değilim elbet
Ömürlüktür ödevim, vurgunum inceliğe.
Gebze, 20.9.2019, Ünsal Çankaya
Facebuk hikâyemde
Kısa Kısalar bölümlemesi içinde-24.5.2026
Herkesin sığındığı kusurları kendince,
Sığınsam da almazlar içlerine.
Mükemmel, muhteşem değilim elbet
Ömürlüktür ödevim, vurgunum inceliğe.
Gebze, 20.9.2019, Ünsal Çankaya
Facebuk hikâyemde
Kısa Kısalar bölümlemesi içinde-24.5.2026
ZARARSIZ ÖYKÜLER
Zararı yok küçücük öykülerin, anlatalım bilinsin,
Yaşamın sürdüğü, dünyanın döndüğü, açıldığı güllerin,
Varlığının nedeni dikenlerin.
Zarar değil meyveleri dalındayken içlemek,
Olduğunda zaten düşer her birisi toprağa,
Umuttur fidanlığa çekirdeği meyvenin.
Ziyanı yok bir insanı okşayıp da sevmenin,
El minikken güven diye, yaşlanınca desteğe,
Karşılıksız uzatarak sevgi hissettirmenin.
Ağaç nasıl tutunursa toprağa kökleriyle,
İnsanlar da tutunuyor kök saydığı ellere.
Üstelik yaşlar döküyor mezara girdiğinde.
Ölünce de kalmak için ısınır donan doğa
Börtü böcek, duran ağaç dönüp sese, yaprağa,
İnsan yazmaya başlıyor hepsini sayfalara.
Zararsızdır bu öyküler yol gösterir okunursa,
Niye doğdum diyene, sevgiyi arayana,
Çıkmaz sokağın içinde göğe merdiven kurmaya.
Kalbimize zararlıdır insanların çatışması,
Zararlıdır kan dökene çaresiz seyirci olmak.
Ülkemizi kuruyorken ilkesiydi Ata’mızın,
Hem yurdumuzda sulh hem de bütün dünyamızda.
Üzerine değil yazmak, konuşmak, düşünmek yasak,
Dünyanın her tarafına” özgürlük” adı altında,
Kan, kin eken bombalar ve göz taşıran acı yayan,
Vampirliğin piri ile canciğer dostu hakkında.
Aklımız yerinde kalsa, sağlığımız bozuluyor,
Siviller ölüp dururken sınırımız komşularda.
Dünyanın öte ucuyla ittifak da neden yahu,
Zarara tarih yazarlar zararsızlık burgacında!
Gebze, 3.2. 2022, 1.3.2026, Ünsal Çankaya.
Eliz Edebiyat, Mayıs 2026, Sayı:209
Uzun bir sessizlik oldu.
Ses hızı ölçüldü çoktan,
Şimdi sıra sessizlikte,
Ölçü birimini bulduklarında.
Pervaza ekmek ufaladım biraz.
Güvercin kondu pencereme,
Serçelerden sonra geldiler.
Belki sıra kumrularda.
Tohum sapladım saksıya.
Bu çiçek nasıl açar bahara,
Işığı nasıl kaçar?
Bil ki sırrı tohumlarda.
Üretmeli, bölüşmeli.
Kardeş payı söyleşmeyi,
Özlediğimiz dostlarla.
Geldik madem bir araya.
Senden konuşuldu bir an.
Sonra da çocuk aşklardan,
Güler yüzlü anılarda.
Anlar birbiri ardına.
Akan suymuş, üşüyen göl.
Fırtınalı denizlerde solan günler,
Yaşadık, çoğu kez ayrılıklarla.
Geçip gittiğini gördük ömrün.
Uzun bir sessizlik oldu.
Bitti sanki tüm cümleler,
Ölüm gibiydi der şair.
Ölünün ardından oysa konuşulamaz yıllarca.
Gebze, 30.11. 2025, Ünsal Çankaya.
Eliz Edebiyat, Mart 2026, Sayı:207
SESİNDE KORKU
Ele veren titreme elinde değil.
Soğuktan değil o ürperişler,
Gözbebeğinde.
Gebze, 8.4.2025
OLMUYOR
Ağaç olmuyor
Saksıya sakladığım
Çekirdekçikler.
Gebze, 8.4.2025
BAŞ MANEVRACI
Demiryolundan
Kömür topladı babam
Soğuk kışlara.
Emekli diye
Kok kömürü hakkımız
Kesildiğinden.
Ömrünü veren
Gerçek bir emekçiydi
Çocuklarına.
Karı kışı bitmeyen
Karahisarlı şehrim
Nasıl unuttun!
Gebze, 9.4.2025, Ünsal Çankaya
Çağdaş Türk Dili,
Günler değil aylar oldu birden bire kayıp oldu,
Gidişi son gidiş miydi, vedasızdı, anlamadım.
Dönmedi, aramadı, belli ki çoktan unuttu,
Yüreğim diyor ki bana bulut olsa buluşurdun.
Yokluğu değil ki üzen, boşluğuna alışmıştım,
Varlığıysa hiç değildi, üzse de aldırmamıştım.
Alışmıştım gölgelere, bilmiyorum ki niçin,
Varlığına eş yokluğu, niye şaşıyor içim?
Utanmıyordu geceden bensiz şarkılar dinlerken,
Kimselerden çekinmeyip yapa yalnız raks ederken.
Severdi aşık olmayı gün gölgesini ezerken,
Hem ister mi aşksız ölmek ay burcuna yükselirken?
Yaşam bu diyoruz şimdi yaşamlar erken biterken.
Yağmurlar iniyor gökten bulutunda biz olmayan.
Bir plak daha dönüyor, eşliğimiz tiz seslerle,
Son avazımızda şarkı, plaksa Zeki Müren`den.
Gebze, 21.7.2014, Kasım 2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 23.11.2025
SONBAHAR PATI
Sonbaharı tinde duymak hüzün veriyor insana,
bir adım sonrası uçmak, belki de sonsuzluk oysa.
Beyaz, sarı papatyalar karamsarlık yasak diyor,
ne umarsan baharda var, dayan bir mevsime daha.
Susun biraz, sessiz olun, duyduğumu duymayanlar,
biraz susun, bahar bitmiş, artık ömrüm hep sonbahar.
O ömür ki kışın üşür, yazın donar, son demlerde,
bahar görmese de olur, dört mevsimi kan revanda.
Yangınları çoktan söndü, epey küllendi anılar,
hiç köz saklamadı yıllar canına öz doldurmaya.
Umut ölü, mevsim olmaz art ardına dönen aydan,
kasım patlayınca değil yazlarına yağar karlar.
Gebze, Aralık 2012- Eylül 2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 23.9.2025
ADINI SABIR KOYDUM
Öyle çiçeklerim var ki evimde, bilmiyorum yaşlarını,
Nasıl geldi, nerde buldum gönlüme kardeş diye.
Kimi toprağını sevdi, coştuğumca coşuyor,
Kimi saksısını sevdi yalnız sarıldığı o.
Kimi her mevsim açıyor kimi zamansız güleç,
Kiminde bir yaprak görmek alırken aylarımı,
Yılda bir kez açmayana öykünmesinler deyip,
Adını sabır koydum menekşelerin!
Ömrümü anlatıyorum gün solup gidene dek,
Bu yaşıma nasıl geldim, niye sevdim bilsinler.
Oğul verdiğim dünyada içimi kanatıyor kaktüslerin dikeni,
Adını kahır koydum özlemelerin!
Bahar olsun istiyorum balkonumda dört mevsim,
Gördüğümde gülümseme yayılsın gözlerime.
Damar damar yaprağına yürüyorken can suyum,
Adını ömür koydum güzel yaseminlerin.
Solacaklar mı diyordum ben toprağa düşünce,
Dağılıp dağıtacaklar mı, ölüm nedir bilince.
Ne konuşanları olur ne de su verenleri ve kim bilir,
Hangi derdi döktüğümü her birine her gece.
Güzelliği destan kalsın istedim, ölmesinler ardımdan,
Bu yüzden her birinden çoğalttım fide, çeltik,
Dağıttım isteyenlere, çiçek dili bilenlere,
Bu yüzden artık adını ölmez koydum çiçeklerin.
Ölsem bile yaşayacak, sevinçler çoğaltacaklar,
Verdiğimde mutlu olan dostların pencerelerinde.
Gebze, 26.4.2006-2024, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 7.7. 2025
Yalnızlığım gölgem oldu gece bile gitmiyor.
Çöreklendiği kapımdan bakıp deli ediyor.
Sanki deve kini bulmuş yılan öcü yüklenmiş,
Bin bir düşüncem içinde ötüyor baykuş gibi.
Zaten öylesin ki derken kendini ayrı tutup
Delisin yalnızlıkta, alışsan olur diyor.
Belki deliyim ama az mı kalırsın benden,
Sahibim değilsin ki gölgemsen bil hâlini,
Git işine diyorum, bıraksana peşimi.
Yetsin artık diyorum sayemde konukluğun,
Beni kalbimle bırak, kalbim insan arıyor.
Ne güzellikten anlıyor ne de tatlı dilimden,
Yalvarırım sanıyor da bilmiyor taş sabrımı,
Çatlamadığım sürece yenemez ki yalnızlık.
Bir huniyi yaldızlayıp taksam onun başına,
Güneşimle aramıza sığınır mı elleri?
Temposunu bulduğunda başlarsa çırpınmaya,
Bir alkış bir kıyamet oynarken çöke kalka,
Unutunca benliğini kalır mı gölgemde yeri?
Ne devesi kervan arar ne öç kalır yılanında,
Kavlarını ata ata tırmanırlar havalara.
Delilikse bir hazine, harcadığımca artıyor,
Özgürlüğü özgürlüğüm, ta Eşref’ten el alıyor,
Kumaşı bünyeme özge, gitme dedim, gitmiyor!
Gebze, 9.12.2022, Ünsal Çankaya
Artemis Edebiyat, Temmuz, Ağustos, Eylül 2025, Sayı:29