21 Ocak 2026 Çarşamba

HOŞ GEŞDİN IŞIK SELİ

Öyle beklenmedik,
Öyle sevecen,
İçten,
Geliyor ve vuruyorsunuz ki…
Her yıl,
İçim bahar oluyor.

Dönüyorum o çıldırtan rayihanın içine,
Gülümsüyorum, içime çekiyorum,
Hazine gibi gizlemeye kokunuzu.
Anılarım hep en güzel günlerle,
En unutulmaz sevgilerle,
Sevdiklerimle,
Canlanıyor içimde.

Işıldayan gözlerle izliyorum,
Bembeyaz kanatlarla,
Sarılmış safran gibi,
Yeşil dallar üstünde neşeli nergisleri.

Bir sevgili geliyor hayaliyle,
Kış günlerinin tüm ayazını uzaklaştırıp,
Isıtıveriyor içimi yine.

Bir dostluk geliyor içtenliğiyle,
Kendiliğinden güzelleşip büyüyen,
Mesleki bir dayanışma içinde,
Karaburun' dan imbat gibi esen yeliyle.

Öyle mutlu oluyorum ki her gördüğümde,
En doyulmaz sohbetlere dalıyorum günlerce,
Buzlu sularda yaşatıyorum nergislerimi.

Işık ışık gülümsüyorlar, içime,
Ölmeyecek bir umut yerleşiyor.
Ege diyor yaşamın başladığı yer işte,
Yaşatıyor, yaşatacak düşlerini sevgiyle!

Gebze, 10.1.2008, Ocak 2026, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 20.1.2026


25 Aralık 2025 Perşembe

KISA KISALAR-3-

SESİNDE KORKU

Ele veren titreme elinde değil.
Soğuktan değil o ürperişler,
Gözbebeğinde.

Gebze, 8.4.2025

OLMUYOR

Ağaç olmuyor
Saksıya sakladığım
Çekirdekçikler.

Gebze, 8.4.2025

BAŞ MANEVRACI

Demiryolundan
Kömür topladı babam
Soğuk kışlara.

Emekli diye
Kok kömürü hakkımız
Kesildiğinden.

Ömrünü veren
Gerçek bir emekçiydi
Çocuklarına. 

Karı kışı bitmeyen
Karahisarlı şehrim
Nasıl unuttun!

Gebze, 9.4.2025, Ünsal Çankaya
Çağdaş Türk Dili, Aralık 2025, Sayı:454


20 Aralık 2025 Cumartesi

KIRLANGIÇ HAYALLERİ.


Özgürlük işte. Gökyüzümüzde.
Özlenen, beklenen, istenen ve dilenen.

Kalbimiz bildiğimiz o baharlı mevsimde.
Körfezin diğer ucundaydı zaman.

Sevgiyle.
Hep.
Sevdiklerimle.
Güzel... Mavi... Umutlu...

Kırlangıç ömrün hikayesi de böyle.
Ne kadar sürerse sürsün değil elbette.
Nasıl yaşanırsa yaşansın değil.

Güzel... Mavi... Umutlu...
Sevdiklerimle.
Hep.
Sevgiyle.

Körfezin diğer ucundaydı zaman.
Kalbimiz bildiğimiz o baharlı mevsimde.

Özlenen, beklenen, istenen ve dilenen.
Özgürlük işte! Gökyüzümüzde.

Kocaeli, Nisan 2016, Gebze, Ağustos 2025, Ünsal Çankaya.
Gerçek Edebiyat com,  19.12.2025



30 Kasım 2025 Pazar

YERLEŞİK ve GÖÇEBE

Bulutunuz buralı mı, yağmur mu, sis midir yükü,
Kar toplayan cinslerinin memleketi neresidir?
Nerden alır yüklerini, gök tarladan, yer halden mi,
Aracıya tefeciye güvenir mi mal seçerken,
Üreticiden almazsa tükenir mi tüm güçleri?

Kara kara bulutlar kapladıysa gönlünüzü, göğünüzü,
Biliniz ki ağacaktır, yağacaktır, alkım saçak, kör sağanak,
Camdan seyret, ad istersen Arap Kızı'dır sığınak.
Kimi bulut Afrikalı, çöl tozuymuş taşıdığı ülkelerden ülkelere,
Yaramıyorken astıma, faydalıymış tarlalara, şu doğanın işine bak!

İzleyince uçar sanıp, kaçar sansanız onları,
Ne kanadı var bulutun, ne de nallı toynakları.
Kimi yerleşiktir ama kimi epeyce göçebe,
Fırtınalar, kasırgalar kapıp taşırken onları,
Taşıma ücreti bilmez, borcum borç der ödemezler.

Neyse ki rüzgâr cinsleri alacak takip edemez,
Etse, icra memurları elleri boş dönecektir.
Gülümseme yüz güldürse pamuk pamuk bulutlarda,
Gözyaşından gayrı ne var kara bulutun cebinde?

Gebze, 27.5.2025, Ünsal Çankaya
Eliz Edebiyat, Aralık 2025, Sayı:204

24 Kasım 2025 Pazartesi

DİNLİYORUZ

Günler değil aylar oldu birden bire kayıp oldu,
Gidişi son gidiş miydi, vedasızdı, anlamadım.
Dönmedi, aramadı, belli ki çoktan unuttu,
Yüreğim diyor ki bana bulut olsa buluşurdun.

Yokluğu değil ki üzen, boşluğuna alışmıştım,
Varlığıysa hiç değildi, üzse de aldırmamıştım.
Alışmıştım gölgelere, bilmiyorum ki niçin,
Varlığına eş yokluğu, niye şaşıyor içim?

Utanmıyordu geceden bensiz şarkılar dinlerken,
Kimselerden çekinmeyip yapa yalnız raks ederken.
Severdi aşık olmayı gün gölgesini ezerken,
Hem ister mi aşksız ölmek ay burcuna yükselirken?

Yaşam bu diyoruz şimdi yaşamlar erken biterken.
Yağmurlar iniyor gökten bulutunda biz olmayan.
Bir plak daha dönüyor, eşliğimiz tiz seslerle,
Son avazımızda şarkı, plaksa Zeki Müren`den.

Gebze, 21.7.2014, Kasım 2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 23.11.2025 

31 Ekim 2025 Cuma

AY İNER İNCELİKLE

İnince yeryüzüne,
İn, ince ince, ay kızım ay,
Işığını sal sere serpe, sarıl denize!

İnince, incelikler içinde,
Bir ışık demetiyle,
Uzanıver sevdiğinin eline.
Elleri, ellerin, sevdiğin -eller- ince...
Ay kızım ay, tutuşsun denizler seni görünce!

İn, şimdi,
Deniz seninle.
Sen denizin içinde...
Mutluluk budur deyip yetinme!
Aç gözlerinin perdesini,
İndir üzerinden gecelerini.
Dahası var denizleri sevmenin,
Dahası var deniz sevip yitmenin...

Şimdi, en önemli işin sevilmek,
En önemli işin sevişmek deniz ile.
Sevişmek ki yüreklice, ölesiye, delice...
Sevişmek dalga dalga savrularak sevişmek,
Sevişmek ki kıyıya serilene, soluğun tükenene dek,
Med zamanı taşarak, çekilerek cezirde, ay kızım ay...

Işık ışık ellerin, ay kızım ay, salıver ışığını derinlere,
Sevdiğin boyun bükmesin, yakamoz yakamoz ışısın diye,
Işık ışık yüreğinle ay kızım ay, sarılıver sevdiğin denizlere.

Gebze, 13-14.01.2007, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 31.10.2025





13 Ekim 2025 Pazartesi

SAKLAMBAÇ

Bir oyun bu küçüğüm, deme hiçbir şey, denizlerine
Yaşamla dalga geçmek değildir mavilikler
Dalgaları say, serilirken derine.
Deniz dediğin uykuda düşler demek
Yuvası martıların, unutkan balıkların öyküleriyle.

Sana öğretemedim, özlemler nasıl büyür
Nasıl yanar ellerim tutmuyorsa elini
Değmiyorsa alnına ateşin yükselince
Nasıl büyürdü kaygım uykusuz her gecene
Yaşlanırdı gözlerim yağmura eşlik diye.

Uyu oğul, uyu, huzurla, güvenle
Gün olur uyanırsın sevdiceğinle
Bahar ol, ilkinden, sonu değil, sonu bilme
Masalların sonunu da kitaplarda okudun
Uyuyakaldığın gecenin ertesinde.

Bir şiirle anlatılmaz mutluluğu uykunun
Rahat olsun uykuların, rüyaların hep güzel
Sen düşünde gerinirken yazların
Ben sayarım uyuduğun yılları
Güz bitmeden yaşarız belki yine
Sımsıcak sardığını, sevgiyle baktığını
Karakış inmeden annenin gözlerine.

Unutursun korkumdan
Unutturmuyorum öğütlerimle
Bir saklambaç bu, oyun değil, yine de
Sen saklan, iyi saklan, yüreğimin içine.

Diyeceğim ki kar indiğinde
Son nefesimle, son bir öğütle
Güzel yaşa oğul, sağlıkla yaşa
Güzel sev sevdiklerini, öğrettiğimce
Kur yuvanı bir güzelin kalbine.

Gün olacak, buluşacağız elbet
Çocukken öğrettiğimce kapatıyoruz gözlerimizi
Hemen bulma, hemen bakma, yıllar geçsin, özle, özledikçe
Yıllar geçer peşimde, bulursun.

Elim sende!

Gebze, 29.12.2005, Ekim 2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 12.10.2025

5 Ekim 2025 Pazar

AY DÜŞÜNCE

Acılardan çıksaydı ellerimiz sevdamızla toplanırdı gecemiz,
Güne güneşe doyardı açan çiçeklerimiz, yorulan bedenimiz.
Anlatmaya yeterdi basit aritmetikler, dertleri, sorunları,
Dört işlemle çözerdik artardı sevincimiz.

Bir üçgende iç açılar noksan canım çemberden,
İç acılar fazla değil yine de yüz seksenden.
Üç doğrusu üç köşeden kavrayıp insanlığı,
Yaralara kabuk olur zaman deyip geçerken.

Bir kareye kaç üçgen sığar diye sorarsan,
Dört doğruya bir çift yanlış eklenir her çizimde.
Deler geçer dört köşeyi çarpılan iki doğru,
İkisi de yalnız kendi gerçeğini taşır özünden.

Tam ortaya hançer gibi saplanarak büyür de,
Bir daha kesişemez doğrular kör noktayla,
Kocaman iki yara yerleşir üçgenlere,
Ay çıkmazsa geceden, düşmüyorsa denize.

Gel seninle bölmeyi unutalım çemberimizde,
Varsın kalan bizden olsun eskiyen iki hece.
İncecik bir sızıyla anarken acıları
Sığınırız şiire ölmeyen düşler ile.

Şiirdir, çarpar bizi sevdalıysa dizeler,
Ay çıktıysa geceden, düşecekse denize,
Çarparsa çarpsın dalgalar kum taşısınlar engine,
Sedef kaplansın yaralar git gel olsun mevsimlere.

Daireyi küre yapıp dönüp duruyorken dünya,
Ellerimiz çıkmıyorsa acılardan, ağıtlardan,
Kaç ölümsüz sevda doğar dağılır enlem boylama,
Yakmayan kaç sevda ölür ulaşamaz sonsuzluğa,
Kim bulacak ay düşünce denizin derinliğine?

Gebze, 4.7.2008, 12.2.2022, Ünsal Çankaya
Artemis Edebiyat, Ekim, Kasım, Aralık 2025, Sayı:30

23 Eylül 2025 Salı

SONBAHAR PATI

SONBAHAR PATI

Sonbaharı tinde duymak hüzün veriyor insana,
bir adım sonrası uçmak, belki de sonsuzluk oysa.

Beyaz, sarı papatyalar karamsarlık yasak diyor,
ne umarsan baharda var, dayan bir mevsime daha.

Susun biraz, sessiz olun, duyduğumu duymayanlar,
biraz susun, bahar bitmiş, artık ömrüm hep sonbahar.

O ömür ki kışın üşür, yazın donar, son demlerde,
bahar görmese de olur, dört mevsimi kan revanda.

Yangınları çoktan söndü, epey küllendi anılar,
hiç köz saklamadı yıllar canına öz doldurmaya.

Umut ölü, mevsim olmaz art ardına dönen aydan,
kasım patlayınca değil yazlarına yağar karlar.

Gebze, Aralık 2012- Eylül 2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 23.9.2025



31 Ağustos 2025 Pazar

TAVŞAN DAĞA KÜSSE NE Kİ!

Hiçbir dağ konuşmuyor bizle, özlemiyor bizi, sessizliğimizi.
Oysa zirvesine çıktığımız hayal değil, hakikatten evveldi.
Ne zaman çıksak kötülük götürdük ormanına, suyuna,
O yüzden hiçbir dağ sevmiyor artık bizi.
Üzerine bastığımızdan beri isyana duran çayır çimen bile küstü,
Çünkü dağlar kötülükler önünde koruyan dağ olalım istemişti,
Olamadık. Dağın küstüğü ona küsen tavşanları değil ki.

Kirletenler arasında olmadık belki, ama kirlendi dünya,
Kirletenlere engel olamadık, üstelik onlara sevmeyi,
Çocuklarımız için sevmek gerektiğini de anlatamadık.
Bağırmak gerekiyordu belki kulaklarına, cılızdı sesimiz,
Duymadılar, haykırmadıkça duymayacaklar, belli.

Sessizce yaşıyoruz çünkü, kaygıyla yaşıyoruz,
Çocuklarımız için yaşıyor ve yazıyoruz şiire.
Kırıldıkça toplayıp düşlerimizi,
Güzel bir dünya umuduyla büyütüyoruz.
İyileşip çıksınlar istiyoruz zamanla,
Arınsınlar istiyoruz hayat kırıklarından,
Düşler çünkü çabuk toplar kendini,
Çocukların büyürken düşüp kalkışı gibi.

Yepyeni işler öğrenmeli yaşamak için, dikiş, nakış örgüler eskidendi,
Kimse bilmiyor artık onların değerini, makineleşti giyim, yiyim,
Açlıktan ölünmez sandığımız, açıkta kalınmaz sandığımız yıllar tükendi.
Ekmek bulamayanlara evsizlerin artan sayıları eklendi.

Geç olsa da öğrenmeli işleyen aletlerin dilini,
Toprağın değerini, doğanın değerini.
Üretmeyi denemeli toprakta, denedikçe yenilgi yengiye dönüşmeli.

Zirveler unutsun diye kayıtlı fatihleri, evvel fethedenleri,
Doğa insanla yeniden buluşsun diye doğala dönülmeli.
Taşlarını ayıklayıp çoraklaşan toprağın, suyla buluşturmalı.
Her yeri bağ olur elbet, yağmurla yeşerince, güneşe erişince,
Dağlar kavuşur birbirine, barışır insanla, eğilir vadilerine,
Belki çayır çimen bile unutur ezdiğimizi.

Ama biz unutmuyoruz ey kalbim dağı hançerleyeni,
Hangi gün, kime, niçin kırıldığını, unutmayış nedenlerini.
Çünkü bellek boşuna verilmedi insana, bunu anımsamalı.
Yoksa üzgünlükler, kaygılar hep konuğumuz olacak,
Gün gelip unutursak bizi kırıp geçeni...

Gebze, 20.6.2025, Ünsal Çankaya.
Eliz Edebiyat, Eylül 2025, Sayı:201

 

27 Temmuz 2025 Pazar

AVUNAMAYIZ

AVUNAMAYIZ

Avunursunuz diyorlar ya zamanla,
Avunamayız!
Onlar ölünce birden büyürmüş çocuk,
Doğa emriyle.
Bence bu yalan avutamadı asla
Yanan kalbimi.

Önce annemdi ölüme kaptırdığım,
Hiç büyümedim!
Öksüzlüğüm ki teyzelerim olmasa,
Çok yakacaktı.
Dayandı özüm,
Ardımdaki dağımla çoğaldı sözüm.

Babam dağımdı derken doğruydu dilim,
Birden yıkıldı,
Kayboldu yolum.
Ardından ağabeyim, Ali kardeşim.
Dünya durmazsa yangınlarım sönemez,
Bitti gözyaşım!

Akıp geçerken,
Kendi yolunu bulup, dağ olsun diye,
Bir oğul verdim sevdiğimle dünyaya.
Su niyetiyle,
Bir ak duadır ona dilediklerim,
Yerini bulsun!

Ecel beni de alır, yaş yetmişi aşınca,
Unutulmazsam.
Unutsa ölüm,
Çaresizlik içinde sürüneceğim.
Çünkü yoruldum, yetemeyecek gücüm,
Dağa dönmeye!

Gebze, 11.1.2025, Ünsal Çankaya


Avunamayız dedim. Çünkü kısaca bir eksilme öyküsü var bu şiirde... 
Eksiliyorsak eğer...
Avunamayız...

İşte anne-baba ve beş çocuklu bir aile... Şiir bu fotoğraf...  Yıl 1968.
On yaşımdayım ben. Kardeşimin yolda bulduğu minik kaplumbağaya bakıyorum. 
Babamın üstünde dışarlık giysisi, lacivert demiryolcu takımı... Şapkası eksik, onu sadece görevde takıyor. Ablamla bende bir komşumuza bayramlık diktirdiğimiz elbiseler... Zaten yılda bir giysim oluyor, sıra gelirse... Gelmezse ablamın küçüleni bana... Yeni olsun diye hiç diretmedim... Hiçbir yaşımda umursamadım giysiyi filan... Halen de kendim tadil eder giyerim biraz daralanı, kısalanı... Kendim örerim kazaklarımı.

Bir hafta sonu gezisinden bu fotoğraf... Ortanca dayım öğretmen olarak yakın bir köyde ve fotoğraf makinesi onun, hafta sonu olduğunda bize geliyor, annem kardeşi geldi diye heyecanlı, mutlu... Ne yedirsem de mutlu gitse kardeşim derdinden gayrı derdi yok... Hepimiz yanındayız çünkü...
Kaplıcaya gitmiştik o gün, kızlar kadınlar, erkekler erkek hamamında, havuzlarında dertten kederden arınır o kaplıcanın suyunda... Ben çabuk hasta oluyorum diye esintili havadan nem kapmamam için ıslak saç örgülerim pamuklu eşarpla bağlı...

Aile olarak beşimizin aynı anda olduğu sadece dört fotoğrafımız var, bir tek bunda ailemiz yalnız, diğer üçünde büyük dayım, ailesi, çocukları ya da dedeler-babaanneler filan var... Yani bu fotoğraf eşsiz bir şiir. Bakan herkes kendi şiirini hayal edebilir elinde tek bir kare fotoğrafları olmasa bile. Çünkü biz bu fotoğrafta tastamamız. Eksiksiz bir aileyiz. Mutluyuz. Huzurluyuz. Birlikte bir gezideyiz.

Sonra...
Dağıldık. Ağabeyim Eskişehir'e matbaa çıraklığına... Ablam evlendi öğretmen olduğunda... Kalan üçümüz uzak yerlerde üniversite okumaya. 
Sonra eksilmeye başladık.
Annem gitti önce ölüme, yıl 1990... Babam  2007...  29 Temmuz... O yıl da böyle korkunç sıcaktı hava...  Sonra ağabeyim... Mart 2020... Sonra en küçüğümüz... O masum çocuk... Şubat 2024. Eksildik... En çok da onun gidişiyle eksildik... Eksilmekle kalmadık... Biraz dağıldık... Biraz mesafelendik... Arayıp sormaz olanları arayıp sormak istesem de artık harekete geçmek gelmiyor içimden... Acıya dayanma gücüm kalmadı da biraz uzak olana daha az üzülürüm mü sanıyorum ne... Belki öyle olur... Belki de onlar benim ardımda kalır da fazla üzülmesinler için... Karışığım yani... Karmakarışık...

Fotoğraf Altı Yazıları serisinde çok yazım var yedekte, ama bu şiir bu fotoğrafla, hatta bu yazı ile birlikte bu ay için yayımlanırsa... Ruhu şad olur babacığımın... Kıvırcık kızım beni yine unutmadı der belki de, gittiği yerde belleği yerine gelebildiyse... 

Kalan tüm sevdiklerime sağlık diliyorum, (Benimkisi biraz sıkıntılı bu ay da, düzelteceğim ama- çünkü üç aydır diyetteyim) Sağlık dilemekten başka elimizde kalan da umut, ülkede barış ve huzur içinde yaşamaya ilişkin umut...

Gebze, 26.7.2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 27.7.2025

7 Temmuz 2025 Pazartesi

ADINI SABIR KOYDUM

 ADINI SABIR KOYDUM 

Öyle çiçeklerim var ki evimde, bilmiyorum yaşlarını,
Nasıl geldi, nerde buldum gönlüme kardeş diye.
Kimi toprağını sevdi, coştuğumca coşuyor,
Kimi saksısını sevdi yalnız sarıldığı o.

Kimi her mevsim açıyor kimi zamansız güleç,
Kiminde bir yaprak görmek alırken aylarımı,
Yılda bir kez açmayana öykünmesinler deyip,
Adını sabır koydum menekşelerin!

Ömrümü anlatıyorum gün solup gidene dek,
Bu yaşıma nasıl geldim, niye sevdim bilsinler.
Oğul verdiğim dünyada içimi kanatıyor kaktüslerin dikeni,
Adını kahır koydum özlemelerin!

Bahar olsun istiyorum balkonumda dört mevsim,
Gördüğümde gülümseme yayılsın gözlerime. 
Damar damar yaprağına yürüyorken can suyum,
Adını ömür koydum güzel yaseminlerin.

Solacaklar mı diyordum ben toprağa düşünce,
Dağılıp dağıtacaklar mı, ölüm nedir bilince.
Ne konuşanları olur ne de su verenleri ve kim bilir,
Hangi derdi döktüğümü her birine her gece.

Güzelliği destan kalsın istedim, ölmesinler ardımdan,
Bu yüzden her birinden çoğalttım fide, çeltik,
Dağıttım isteyenlere, çiçek dili bilenlere,
Bu yüzden artık adını ölmez koydum çiçeklerin.
Ölsem bile yaşayacak, sevinçler çoğaltacaklar,
Verdiğimde mutlu olan dostların pencerelerinde.

Gebze, 26.4.2006-2024, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 7.7. 2025






23 Haziran 2025 Pazartesi

GİTMİYOR

Yalnızlığım gölgem oldu gece bile gitmiyor.
Çöreklendiği kapımdan bakıp deli ediyor.
Sanki deve kini bulmuş yılan öcü yüklenmiş,
Bin bir düşüncem içinde ötüyor baykuş gibi.
Zaten öylesin ki derken kendini ayrı tutup
Delisin yalnızlıkta, alışsan olur diyor.

Belki deliyim ama az mı kalırsın benden,
Sahibim değilsin ki gölgemsen bil hâlini,
Git işine diyorum, bıraksana peşimi.
Yetsin artık diyorum sayemde konukluğun,
Beni kalbimle bırak, kalbim insan arıyor.

Ne güzellikten anlıyor ne de tatlı dilimden,
Yalvarırım sanıyor da bilmiyor taş sabrımı,
Çatlamadığım sürece yenemez ki yalnızlık.
Bir huniyi yaldızlayıp taksam onun başına,
Güneşimle aramıza sığınır mı elleri?

Temposunu bulduğunda başlarsa çırpınmaya,
Bir alkış bir kıyamet oynarken çöke kalka,
Unutunca benliğini kalır mı gölgemde yeri?
Ne devesi kervan arar ne öç kalır yılanında,
Kavlarını ata ata tırmanırlar havalara.

Delilikse bir hazine, harcadığımca artıyor,
Özgürlüğü özgürlüğüm, ta Eşref’ten el alıyor,
Kumaşı bünyeme özge, gitme dedim, gitmiyor!

Gebze, 9.12.2022, Ünsal Çankaya
Artemis Edebiyat, Temmuz, Ağustos, Eylül 2025, Sayı:29



20 Haziran 2025 Cuma

KUYULARDA

Kuyudaki Yusuf'u çıkartmaya nazire,
Kendimizin içinde, kendimizi aramak,
Buluşmak ümidiyle,
Bir kuyunun içinde su olmayı dileme!

Olunmuyor, öğrendik, zor olanın diliyle.
Nasıl oldu ki deme, fark bile edemedik,
Serabı görülmeyen vahasız çor çöllerde,
Kaybolunca birlikte.

Kum tanesi oluyoruz denizler özlemiyle,
Yel savursun istiyoruz çöl yanığı tenlerle,
Çıkıp da kendimizden gidiyoruz meçhule.
Aradığımız kalbimize iyi gelen yaz,
Ardımızda kalan geçtiğimiz güz!

Belki de bulurduk günlerimizi,
Hayra yorumlayıp düşlerimizi,
Yağardık ilk yağmurla çöl suya doysun diye.
Aynı biz olsaydık rastladığımız,
Ama değiliz!

Çünkü ateşlerle kavruluyoruz,
Küllerimiz sıcacıkken savruluyoruz,
Kırgın gönüllerle avunuyoruz,
Yaşamadıysak bile henüz ölmedik diye!

Arayıp bulamadığımız sular düş,
Susuzluktan kırılışımız gerçek.
Bir kuyuyuz, dipsiz,
Susuz ve ipsiz!
Bu kuyuya kova olsak çıkrık yok,
Çıkrık olsak ip kopar,
Orda ölürüz!

Aramaz kimse, bulamaz kimse,
Aranmak ister miyiz o da mesele.
Çokken kaybolduk, azda yokuz biz!

Gebze, 14.2.2011, 2024, Ünsal Çankaya
Eliz Edebiyat, Haziran 2025, Sayı:198




23 Mayıs 2025 Cuma

OYUN GİBİ

Oyun gibi başlar her şey, bir tiyatro sahnesi,
Yaşamlarımızı yutar tozlu sahne gerisi.
Seviyorum dediğinde inanmıyorsa erkek,
Aşktan ölüyorum dese asla inanmaz kadın,
Bir ömür sürer böylece karşılıklı bu oyun!

İnceden bölerim kalbimi, her köşesi sevgidir,
Tüm parçalar sahibinin sevmesine özgedir.
Tüm parçalar sahibinin almasına özgedir.
Vazgeçemem hiçbirinden ne yardan ne serimden,
Her birine yetişecek sevgim var yüreğimden!

Çünkü benim tüm gerçeğim değerli sevgilerim,
Her birinin yeri ayrı yaşarım tüm gönlümle.
Çiçeklerimi severim, severim dostlarımı,
Yaşam oyun desem bile gerçektir sevgilerim!

Gebze, 27.3.2006-2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 22.5.2025


15 Mayıs 2025 Perşembe

UMARSIZ

Dokunsanız yıkılırdı bir anda,
Üstünkörü çattığım çatı, ördüğüm duvar,
Öylesine derme çatma, baraka.

Büyüttüğüm sevdamı barındırsa,
Saklamazdı yalnızlığın yükünü,
Dağılırdı tüm bulutlar havada.

Ağırlaşan yükümü taşımıyorlar artık,
Toprağımı harmanlarken bir yanda
Kırılıyor kanatlarım, kolum da.

Ayarsız mengenesiyle umarsız umutlarım,
Sıkıyorlar her gece aysız kalan gecemi,
Göz bebeklerimi çalıp uçuşuyor yıldızlar.

Bir bilseniz üşüyor dünya bensiz kalınca,
Derman diye umduğumuz odlar küle dönüyor,
Altında köz kalmıyor körüğü yırtılınca.

Kırılan düşlerime çarpıyor tüm duvarlar,
Yine de su ekliyorum içimdeki kuyuya,
Çekebilsem doymak için çorak topraklarıma.

Gebze, 25.1.2009- 2025, Ünsal Çankaya
KIYI Dergi, Nisan, Mayıs, Haziran 2025, Sayı:324

25 Mart 2025 Salı

EL EMEĞİ GÖZ NURU

İğne ile kazdığımız kuyuysa ömür denen,
Kanaviçe işler gibi gül koymalı her gününe,
Danteline bir motif, çemberine gül oya,
Tersi yüzü bir şiir olsun rengarenk heceleriyle.
Söküvermek kolay olmaz öylesi büyüdükçe.

Öğrencelik deniyordu işlediğim ilk mendile,
Dürüp de saklamış annem, bohçadaydı benimkisi.
Çağla yeşili bir ipi bin yaprağa döndürmüşüm,
Bulduğumda göz yaşımı kuruttuydu gündüz gece.

Ustalığıma ördüğüm örtü oldu bir yatağa,
Metrelerce beyaz motif eklendiydi diğerine.
Suyuna gitti çarşafın, bembeyaz ketenliğine,
Zincirlenip dantel olan 'Ören Bayan'ın ipleri, 
Göz nurumla yetişmişti ablamın çeyizliğine.

Öyle uzak ki o yıllar, hayli zor anımsıyorum,
Ayrıntılar uçup gitmiş ve belleğim sis altında.
El emeği renklerimiz çoktan sarardı sandıkta,
Kimse beğenmiyor artık, fabrikasyonu revaçta,
Hayatımız roman değil, olamayacak zamanla.

Ama bizlerdik yaşayan, hepsi de bizde kalacak,
Çünkü hepimizin vardır ezberinde bir şiiri,
Gül kokulu kâğıtlara inci harflerle yazılan.
Kalbinin ta köşesinden, belki çocukça, acemi,
İmge, simge, ironi ve metafor nedir bilmeyen.

Elbet içtenlikle dolu ve sevdamızla büyüyen,
Cümlecikler dizmedik mi, devrik, düzgün, az ezgili,
Bu yaşamda izi kalan, birkaç dostta anı olan.
Her dizesi yaşanmışsa kime ne ki biçiminden,
Muhteşem olamayışı pek göreceli değil mi?

Gebze, 27.8.2023, Ünsal Çankaya
Gerçek edebiyat com,  26. 3. 2025


19 Mart 2025 Çarşamba

BU ÇAĞ ANIMSAMA İÇİN HIZLI

BU ÇAĞ ANIMSAMA İÇİN HIZLI

Kimse kimseyi duymuyor artık görmüyor musunuz?
Duymak için dinlemek gerek, dinlemek için duymak,
Anlamak, anlamlandırmak gerek sesi ve dediğini.
Anlayıp, anlamlandırıp, belleğe almak gerek, anımsamak ilerde,
Anımsayıp anlamı çözümlemek elbette.

Bu çağ öyle hızlı ki anımsama zamanı olmuyor insanların,
Anıları belleğe aktarma zamanları,
Anlamlarla saklama belleğin haznesinde,
Koruyup kollayarak dondurma zamanları.

"Sesimi duyan var mı?" çığlıkları boşuna,
Ne yönetenler duyuyor ne enkazdan duyan var,
Ne heyelan toprağında, maden galerisinde, ne uçurum dibinde.
Onlar hep afetzede, sesleri az çıkıyor diyenler olacaksa,
Duymayışa bahane...
Haykırın bakalım durup bir yerde, deneyin kendinizce.
Bozkırın ıssızlığında, kalabalık sokakta, yüz katlı işyeriyle yaşadığınız evde,
Kimse sizi duymayacak, çaresizlik eklenecek seslerinize.

Anlayın artık kimse kimseyi duymuyor yer yüzünde, bu çağ böyle bir çağ,
Herkes kendini dinliyor, içi dingin, gönlü şen duyguları zenginse,
Kendini duymayan da var deyip varken şükrederek haline.

Bağırmayın boşuna, haykırmayın boşuna, yutuyor sesleri çağ,
Sessizlik olsa bir an belki duyan olur zayıflayan son çığlığı,
Gören olur sesin söze dönüşmeden yazılmış olanını.
Yoksa bu çağ hız kölesi, herkesin belleği boş, ezber edeniyse yok,
Aynı evde, tek sokakta, gökyüzünde, bir dergide kitapların çeperinde.

Yavaşlayın, akmayın, artsın susuzluğunuz,
Yavaşlayın, dinlerken suları unutmayın.
Anımsama kuyusunda arayın kayıpları,
Bulursunuz açlığı dindiren pınarları.

Duyduğunuz her sese anlam bulabilmeyi,
Bulduğunuz anlamla baş etmenin yolunu,
Gidilecek yerlerin sırlanmamış dilini,
Anlamın aynasında kalbinizle arayın.

Gün olur anlaştığınız insanı bulursunuz.

Gebze, 8.11.2024, Ünsal Çankaya
Artemis Dergi,  Nisan,Mayıs, Haziran 2025, Sayı:28

8 Mart 2025 Cumartesi

HEMEN ÖNCE BİRAZ SONRA

HEMEN ÖNCE BİRAZ SONRA

Yıldızların yalnızlığında, ufkun ıssızlığında,
Dinleyip anıları özgün fısıltısında,
Anımsar mısın, düşlerimi, anlattığımı sana?

Ne çok konuşmuştuk, ölüm öncesi ölümden,
Aşk öncesi aşklardan, ayrılıklardan.
Ne el ele tutuştuk, ne söylendi sevgimiz,
Bir ukde kalmış mıydı o günden aklımızda,
Sormadım, sormadın, yüz yüze bakışınca.

Yağmurdan önce yağmuru konuşmuştuk,
Kavuşmalardan önce buluşmaları.
Yitirdiklerimizi konuşmuştuk acıyla,
Dökülen gözyaşımız kururken pınarında.
Sonra sonbaharları, yaprakların kızıllığını,
Bilinmezliği konuşmuştuk bilinçle, bilimle,
Dostluğun saran sıcaklığında.

Ölümle yaşam arasına sıkışan ruhlarımızla,
Sevişmeler bundandı, koşarcasına.
Yağmurdan sonra çıkan gökkuşağında,
Islanan topraktan yükselen o kokuyla.
Aklığında kartopunun, kışın uzunluğunda,
Sobanın alevinde, demli çay buğusunda,
Tutunmak yaşamın o titreten hazzına.

Yıldızların yalnızlığında, ufkun ıssızlığında,
Dinleyip anıları özgün fısıltısında...
Yaprakların damarlarına yürüyen özsularda,
Yorulmuş gibi yaşamanın hızıyla,
Vurulduk nedensiz, karıştık durgunlara.

Anımsar mısın, sevgili bile olmadan daha,
Birden bire ayrılmıştık, uzaklaşıp, dostlukla?
Ölümden az önceydi, kalımdan biraz sonra.

Gebze, 4.7.2009- 2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 8.3.2025

27 Şubat 2025 Perşembe

BİR GÜN BİR YERDE -1- 2-

BİR GÜN BİR YERDE
 
-1-

Ürperiyorsun, tüylerin diken diken,
Korkutulmuş kirpiye dönüşüyorsun hemen,
Duyduğun sözcüklerden.

Yine de kaçma, dokunamaz kimseler,
Savunma kalkanından sağlam senin okların,
Bakışın, şimşeğinden!

Söylenmedi say söylenmemiş olursa, 
Saklanan yine saklanır hecelerine,
Uyuyamadığın gecelerine.

Bulmak istediğinde bulacaksın hepsini,
Oklarının deldiği, sevginin yetmediği, 
Goncanın kırıldığı bahçelerinde.

Bekliyor olacaklar çözmeni bilmeceler,
Bir gün bir yerde sevgili, bir gün bir yerde,
Sevgin göverdiğinde.

Gebze, 30.7.2008

-2-

Sakla maviliğini demiştim yarınlara,
Mavileri yitirip umutsuz kaldığımda.
Hiçbir şeyi unutmadığımı biliyorsun sevgili,
Gerektiğinde ver diyeceğimi, aradığımda.

Kendi maviliğimi taşıdım günden güne.
Kırılan düşlerimi onarmak için değil,
Yokluğun ağırlaşıp eğildiğimde,
Bir kuyuya düşürürsem çıkamaz belki diye,
Gökyüzüm yankılansın istedim derelerde.

Artık hayal görmüyorum, isteklerim uykuda.
Doğduğumuz sularla örttüm üzerlerini,
Öylece akıyorlar uzak denizlerime.
Uyuyup uyansalar, koşup çok yorulsalar,
Hepsi bizim düşümüz, yaşanan gerçeğimiz,
Birlikte içeceğiz şerbetse, eceli de.

Ne senden sonram var sözüm üstüne,
Ne senden önceyi koydum içine.
Zerre zerre doluyorken içime,
Ellerini sıcak tut sevgili, ellerini,
Tutup uyanacağım maviliğine.
Bir gün bir yerde sevgili,
Bir gün bir yerde!

Gebze, 4.9.2023, Ünsal Çankaya

Eliz Edebiyat, Mart 2025, Sayı:195

15 Şubat 2025 Cumartesi

SAVAŞIN KAYBEDENİ

Yalnızlığı çoğaltarak içimiz
Durmadan savaşıyor içindeki yalnızla.

Harfler yanlış dizilip, düşünüp duruyorlar,
Sözcüklerse anlamı yitirmiş, aramıyor.

Yeni yeni karmalar, kurallar bulunsa da
Cümlemiz sözcüğünü yalnız kullanamıyor.

Sen ve ben bile değil o giriyor savaşa,
Onun girdiği yerde düş gerçeğe dönmüyor.

Kanımız kaynar yaşın miadı milat olsa,
Can sıkarak geçilen ömre ömür denmiyor.

Kazananı olmuyor bu savaşın, iç barış kurulmuyor,
Kaybeden yenildikçe, yalnızlık tükenmiyor.

Gebze, 14.7.2023, Ünsal Çankaya.
Maraşantiya Ocak-Şubat-Mart 2025, Sayı:15

24 Ocak 2025 Cuma

KALIR MI?

Onca sevdiğim türküyü niye sevdim bilen yok,
Hangi duygumu taşırdı daha ilk nağmesinde,
Olmayacak hangisine hangi sesle eşliğimin belgesi.

Nice kitaplar okudum, şiir, öykü, deneme,
Bilime giriş diliyle, kurguyu, bile bile,
Yaşanmış olmalı dedim, çok benzerse gerçeğe.

Nicesini bitirmedim, sevmedim akışını, bırakırken bir yana,
Nicesinde olsa dedim mümkün olsa hiç bitmese bu kitap.
Nicesinde okuru say, sandığınca ahmak değil dedim onu yazana,
Kızdım parsa toplayışa, yayınevinin hırsına kasten ortak olana.

Bunları bir tek ben bilsem kalmayacak ki yarına,
İnsan ölür, adı kalır ardında, belki yazdıkları da,
Ben duyguları da kalsa ne iyi olur derim.

Turabi dost ‘bir gülüş kalır mı’ yı soruyordu gitmeden, 
"Kalır elbet!" demiştim, çok da inanmayarak, dalıp fotoğraflara.
Erkenden çekip gitti, sessizce ve dervişçe, ölüme hoş bakarak,
Şiiri kaldı bize, sesiyle sazı kaldı, gülüşü fotoğrafta neredeyse kahkaha,
Kendisinin yokluğuysa anımsadıkça sızı.

Bir yıl sonra aynı dertle kardeşim de yıkılacakmış meğer,
Meğer ondan da bize son gülüş kalacakmış.
Anımsadıkça yüzünü canımız yanacakmış,
Bilmiyorduk o zaman, umutluyduk her zaman,
Öğretti yine devran.

Gülüşünü aldı gitti fotoğrafları duruyor,
Canımın içi kardeşim yerini hiç tutmuyor.
Ama insan tuhaf bir şey, artık yaşamam sansa,
Günler, aylar, yıllar geçse aynı ateşle yansa,
Kalpte kalana tutunup, sürünüyor, ölmüyor...

Gebze, 22.1.2025, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 24.1.2025.


8 Ocak 2025 Çarşamba

GÖL KIYISINDA

Göl kıyısında yine hüzün yine bun,
Ölüyor gece.
Yağmurun özü bulutlardan süzülüp
İniyor göle.

Sektirdiğin taş kırmış fotoğrafını
Sevdiklerinin.
Göremiyorsun artık yüzlerinin aksini
Göl aynasında.

Umduğun kadar özlemle aramıyor
Özlediklerin.
Suçlu zamandır, kurduğunuz hayaller
Yitip gittiyse.

Aykız'ım, ay ışıklım, gece bakışlım,
Bak geçti ömür.
Ağlama boşa, deva değil göllere
Tuzlu yaşların.

Üstelik üzgün ülkenin her yerinde
Çekilen sular.
Dolacak elbet ölmeyen özlemini
Taşımak için.

Yağmur çağıran bin ağaç dik elinle
Besle gölleri.
Bulutlar ağsın, onlar ağlasın artık
Senin yerine!

Göl kıyısında mehtaba baktım diye
Şiir yazılsın.
Bestelesin bir udi, sesini armağan ver
Göl perisine.

Seni söyleyip dursun salındıkça göl,
Yankını, gölgeni, ışığını sakınma,
Bırak kendini med ve cezire.

Sapanca, 4.11.2012- 2024, Ünsal Çankaya
Patika, Ocak,Şubat,Mart 2025, sayı:128

10 Aralık 2024 Salı

SAVAŞIN ADI OLMASIN!

İnsanın insana zulmü, gamsızlara bedava film,
Kurşunlar, obüsler, füzeler uçuşuyorken havada,
Karışıyor birbirine kopan kollar ve bacaklar,
Acımıyor ki hiç kimse gerçekten gerçek olana.
Paralı askercikler savaşta gönüllü adıyla.

Dünyada savaş hukuku, hukukun kuralları var,
Oysa ne asker namusu ne de kural kaldı çağda,
Keskin nişanla vurulu sivilleri, okulları, çocukları.
Tanklar, toplar parçalarken ayırmıyor ki kimseyi,
Sonrası virane kentler, babasız çocuk gözleri.
Ölüm aynı dinden diye, dilden diye ayırmıyor, kollamıyor,
Irk diye söze başlayıp başkasını kul saymıyor.

Ekonomiler hep dipte, insanlar yaşam derdinde,
Ama semirenler de var, her bir savaştan beslenip,
Kan dökmeyi azmettirip, kenarda seyre dururlar,
Onca savaş silahını boşuna mı yapıyorlar, satmaları da gerekli,
Savaşlar ve savaşanlar ihaleyle seçiliyor, tek günlüğü üç otuza.

Savaşlar başladığında, kuralsızlık taçsa başa,
Herkes top çevirse bile kimse kaleye geçmiyor,
Bu yüzden işlenen suça insanlık suçu demiyor,
Soy kırmanın dehşetini duyurmuyor insanlığa,
Yaşananlara bir anlam, ad vermek çok olanaksız.
Adı olursa savaşın kanıksanıyor ölümler,
Bu yüzden adı olmasın, giremesin kitaplara.

Ülkesini bırakarak terke kalkmasın insanlar,
Yurtsuz yuvasız kalmayı göze almasın hiçbiri,
Ele muhtaç olmasınlar, olmasınlar sığınmacı!
Savaşı oyun sanmasın o ülkenin çocukları,
Oyuncak hiç sanmasınlar, silahları, ölümleri,
Kapat oyun konsolunu, biter sanmasınlar artık!
Yayınlanmasın haberi, izlenmesin evimizden,
Kapandığında o ekran savaşlar sürmüyor gibi.

Kıyıma karşı çıkmalı, savaşta neden sormalı.
Nedende gerekçe ve hak...
Nedensiz savaş olursa eğer ne hak kalır ne de hesap,
Zaman aşamaz üstünden, gün olur bulunur Bağdat!

Adı belli yaşananın, acının adresi insan, pasaporta işlenmiyor,
Vizesiz geziyor ölüm, flu değil net karede insanın gördüğü zulüm!

Gebze, 24.3.2022, 8.11. 2024, Ünsal Çankaya.
Gerçek Edebiyat com, 8.12.2024




7 Kasım 2024 Perşembe

SERAP

Serap ki çöl sıcağını buza döndürür görme,
Buzullar içinde canın eştir yalnızlığına.
Ne serap gör ne çölde gez, mümkünse bir vadide dur,
Yeşilliği, sularıyla cennet bura desin kalbin,
Zor gelmesin yalnızlığın ıssızlığın ortasında.

Dağlar yükseldiyse vadiler derin, yükseklik ki dağın dermanı değil,
Başındaki duman sis olur iner, sisler bulutlanır göğe varınca.
Suların özlemi büyük denizler, yokuşları aşar dere olunca.
Kavuşmayı diler bahar dalıyla, uzanıp toprağa sızmadan önce.

Derler ki ilkbaharlarda güneş aldatmasa kimi ağacı,
Daha mevsimi olmadan çiçeğe durdurmasa,
Günü gününde tomurcuk her dalda bin patlasa,
Çekirdeği, ballarıyla meyve meyve donansa,
Dünya açlık mı çekerdi Afrika'da, Asya'da?

Heyhat! Tüm çiçekler ilkbaharda çok cahil,
Ağaçların gördüğünü bilmiyorlar gülerken,
Çiçeğe duruşlarını bekletmiyor Nisan'a.
Bilmiyorlar ilk baharla kış geriye dönüyor,
Dökülüyor tomurcuktan meyve özü çiçekler.

Mart kapıdan baktırır diyor bizden eskiler,
Kazma kürek yakmayı öneriyor deyimler.
Bir serabın ettiğini bilseydi tüm erenler,
Ne susuz bırakırlardı çölleşirdi yürekler,
Ne buzları eritmeyi düşlerdi kor ateşler.

Doğa dengeyi kurardı her zamanki döngüyle,
Doğal seleksiyon derdi kalpleri yaksa bile.

Gebze, 17.3.2013-2024, Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat com, 7.11.2024