Tren gelir Ankara’dan, tam tara tam.
Aşarak tüm köprüleri, en karanlık tünelleri,
Sürünüp kıvrılarak bozkırın ortasından.
Hat açarken makasçılar, yavaşlar onlarca vagon,
Kavuşurdu istasyonla, baş manevrasında babam.
İzlemesi mutlulukken, gidişi gurbet doğuran
Çığlığını kaç mahalle duyuyordu bildi mi ki?
Büyüyen kaç hasreti tutuştururken korundan,
Kaç kavuşmaya gözyaşı eklediydi buharından,
Mutlu rüyalar mı umdu onca taşıdığı insandan?
Ben oyunda istasyondum, sevdiklerimi bekleyen.
İçimi yakıp geçerken buharıyla kara tren,
Babamı alıp giderdi, bakakalırdım ardından.
Sevincimize koşardı şehrimize döndüğünde,
Gözlerimizi çalıp, gittiği o ıraklardan.
Şimdi de rayda trenler, tünellerde, köprülerde,
Ne buhar, ne isi kaldı, ne karası el kirleten,
Ancak devriliyor artık hızının hızı yüzünden!
Aynı aylarda gidiyor nostalji seferlerine,
Pek turistik, pek konforlu, geçmişine dönemiyor.
Yaşlanarak Afyon Gar'la bütünleşsem ve beklesem,
Götürdüğünce getirmez babamı son vagonları.
Ama gözüm buğulanır isinden ve buharından,
Kulağımda çınlar sesi, raylarında tam tara tam.
Çığlığı yükselir, uçar, ok olur saplanır yine,
Kanar eski yaralarım, kabuğu olamaz derman.
Son vagona kömür yükü olabilseydim o son yıl,
Lokomotifi olsaydım, makinisti, ateşçisi,
Yana yana o katarı çekebilseydim ardımdan,
Babamı bir daha asla uzaklara yollamazdım,
Ne anneme kavuş derdim, ne de çık gök yaylalara.
Babam evime dönmeyi, menekşelerce gülmeyi,
Bindiğimiz trenleri öylece unutup gitti.
Artık belleğim unutkan, anımsama gücümse az,
Yenildiydim ayrılınca, ölüm de geldi ardından.
Ne ben kara tren oldum, ne şehrime döndüm sonra,
Benim canım babacığım yıllardır köyümde yatar.
Gebze, 20.6.2009- Aralık 2025, Ünsal Çankaya
Eliz Edebiyat, Ağustos 2026, Sayı:212
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.