Nuh peygamberdi, gemi benim, tufan sen
Bir türlü bilmediğin bu.
Nuh peygamberdi deyip öteye hiç geçmedin.
Yıktığın kalelerin altında kalacaksın,
Yaktığın gemiler batacak elbet!
Hep buradayım, ay aydınlık, su berrak, gün ışıklı.
Gün ışığım aydınlatacak karanlığı sen değil!
Gör, görmüyorsan gönlün kör, gözün değil,
Özründen değil!
Değil, varlığınla yokluğum eş değil, hiç değil!
Balçığa bulanmış senin her yerin,
Balçık ellerinden yüreğine bulaşmış,
Balçık ellerinden ciğerine ulaşmış,
Sıvanmış duvarlarının içine.
Akıyor damarlarının içinde.
Bulaşmaz ki güneşe, sıçratma çirkefini!
Özün salgılandığın özesidir çamurun
Yoğrulduğun teknesi,
Doğduğun, doğurulduğun!
Ezbere okuduğun sözlerin insancıl değil,
Kalbin sokulgan değil.
Kör dikenin, kel köpeğin,
Baldıranı aşan zehrin dokunulmaz değil!
İçine ördüğün kalelerin saklamaz karanlığını,
Savuşturamazsın aydınlığımı.
Dokunduğunda yanarsın!
Aydınlığımdan bilirim!
Ay aydınlığında yüreğim, gün bilincimde,
İşte şurada apaydınlığım, şurada peygamber sabrım,
Nuh der ardından peygamberdi diyebilirim,
Bildiğimce Eyüp de peygamberdi diyebilirim!
Nuh dediğin inadın biliyor Eyüp sabrımı,
Keskince bileniyorum, ilenmiyorum ahımdan,
Ömrümü verdiğim adalet hesabıyla gelecek,
Bilmediğin bu, bilmediğin bu, bildiğin değil!
Algıladığın özüm, algıladığın gözüm panzehirimdir,
Nuh peygamberdi der, ötelere geçerim.
Tufan sensin, gemi ben, yıktığını yapacak olan benim.
Sen bildiğime bilmediğim diyemeyensin!
Ben bilmediğimi bilmiyorum diyebilirim,
Nuh peygamberdi diyebilirim!
Peygamberdi çiçeğim!
Unutturmaya çalıştığın büyülü çiçeğim.
Özüm büyülü diyebilirim, büyüdü diyebilirim.
Büyüdü sabrım, uyutmayı başaramadın!
Varlığım etki alanında değil,
Yıkılası mahpuslarında değil!
Büyüdü sabrım, uyutmayı başaramadın!
Al çık, bal çık, benim oyunumda yer yok sana,
Saydım, saydım, saydım, sen çık, ben değil!
Gecelerin gecesindensin, bilmece kuyusu, karanlığın koyusu!
Gecelerin harman senin, savrulup hecelerle dökülen zehirlerin
Sökülsün kerpiç kerpiç, dökülsün çamur saman, sıyrılsın ateş,
Seyrelsin duman, boğulsun duvarında bacaların,
Ulaşmasın gökyüzüne, tükensin!
Bal çok, bal dilim, arı dilim, saf gülüm,
Arınmışlığım ezel, arınmışlığım ebet, her yanım ışık,
Her yanım ay, her yanım aydınlık, her yanım gün güneşlik,
Tufan öncesi yapılan gemi benim!
Yıkıp geçen sözlerini dilime değdirmedim.
Bildiğim hep iyilik hep güzellik hep doğruluk, gerçeklik.
Hepsini sonuna dek insana böleceğim.
Bilmediğin bu, bilmediğin bu, bildiğin değil!
Gebze, 16.6.2008, 25.11.2020, Ünsal Çankaya.
Gerçek Edebiyat com, 10.12.2020.
Bir mahkeme hakim olduğu zaman işler. İşlerliğin zorunlu bütünleyenleri bina, salon, dosyalar gibi eşyalar ile müdür, katipler ve mübaşir gibi insanlardır.
YanıtlaSilBu şiir yazıldığı yılda(16.8.2008) adalet düzenini biçimlemek için köşe başları tutulmuş, hak etmeyen insanların yasadaki değişiklikle belli yer ve yetkileri hak eder konuma kavuşmaları kitaben sağlanmış, o maşalar eliyle de anlayan, direnen ve adaletten başka kaygıları olmayan insanların başını işten çıkaramaz durumda olmaları için mobbing uygulanmaya başlanmıştır... Yurdun her yerinde bu mobbinge maruz yüzlerce meslektaşı olan bir hakim olarak ne yaparsanız yapın, ben apaydınım, tertemizim, oyunlarınıza karşı sessiz kalmayacağım diyenler olmuş,bu insanların hepsi (ben dahil) sürgünler, müfettiş baskıları, personelsiz bırakma, işe boğma gibi tacizlere maruz kalınmıştır...
Şiir o dönemde bu direnişi tarihe not etti...
Başı dik yüzlerce meslektaşım ile direnişimizin simgesi olarak bu yıl güncelledim birkaç yerini...
Adalet gemisi bizlerden sonra daha da battı... Çünkü gemiyi dengede tutmak için değil, kaptana yakın olmayı marifet sayanlar hepsi bir tarafa toplandı...
Dibi boylamadıysa nedeni tahlisiye sandalına sürdükleri ve buna rağmen terk etmeyip, kürek çekerek gemiyi kıyıya çekmeye çabalayan dirençli birkaç tayfasının kalması...
O sandaldaki yürekli insanlara selam olsun!